NİLÜFER

 

Rize’den İstanbul’a çocukken gelip büyük bir kültür şoku yaşayan bir çocuk. Yoğun Laz şivesi üzerinde bir spot ışığı tutulmuş gibi ayırıyor onu diğer çocuklardan. Sonra bir gün Lazca bir albüm ile bu kültürle ilişkisi değişmeye başlıyor. 
Mimar Sinan Sosyoloji Bölümü’nden sonra Londra’da dil okuluna giden bir genç kadın. Bir yandan McDonald’s’ta çalışıp bir yandan da Avrupa’da turluyor. 
Karadeniz’de taşları yerinden oynatan bir festivalin organizasyonunda çalışan bir kadın. 
Beyoğlu’nda bir lokantanın işletmesine bodoslama dalan bir kadın. 
Laz kimliğinin “makbul” bir kimlik olarak imtiyazlandırılmasını dert edinip bununla ilgili kitap yazan bir kadın. 
Bebek beklerken “Sezaryen niye bu kadar yaygın ki? Normal doğurmayı zorlasam.” diye sorgulamalar yaşayan bir kadın. 
Bebeği bir buçuk yaşındayken meme kanseri olduğunu öğrenen bir kadın. 
Medikal mecralara içerik üreten, horon vuran, şarkı söyleyen bir kadın.
Tüm inanç grupları kamu hizmetlerinden eşit faydalansın diye çalışan bir kadın. 
  
Bunların hepsi tek bir kadının hayatından fotoğraflar. Hayatında daha bir sürü fotoğraf var. Bir kadının hayatından ilham almak isterseniz buyurun Nilüfer Taşkın’ın hayat hikâyesine…

Söyleşi için tıklayınız >>